Yeni Parti Kuruluyor

Yeni Parti Kuruluyor

Özgür Özel partiyi kurdu. Şimdi diyor ki, “Biz tek başımıza iktidar olacağız.” Arkasından doksan bir milletvekili geldi. Belki bu sayı ilerleyen zamanlarda daha da artacak. Belki buna belediye başkanları da eklenecek. Büyük bir kadroyu arkasına almış durumda.

Peki bunun sonucunda ne olacak? Olacağı şey şu; Cumhuriyet Halk Partisi’nin baraj altında kalması isteniyor. Ben bunun pek mümkün olabileceğini düşünmüyorum. Aslında burada doğrudan Cumhuriyet Halk Partisi’nin oylarını alarak, bir sonraki seçimde milletvekili dağılımı açısından CHP’ye yapılabilecek en büyük kötülük yapılmış oldu.

Şimdi diyorlar ki, “Bize burada siyaset yaptırmadılar, biz de ayrı parti kuruyoruz.” Tamam, çok güzel, kurabilirsiniz. Fakat daha düne kadar “Biz muhalefeti birleştireceğiz, biz iktidara karşı toplumu birleştireceğiz.” demiyorlar mıydı? Bu söylemlerle geldiler ama sonunda kendi partilerini böldüler. Şimdi kendi partisini bölen bir gruba, bir ekibe, bir partiye insanlar oy verecek.

Bugün bakıyorum; CHP’li olan aydın tayfanın büyük bölümü yeni partiye destek açıklamalarında bulunuyor. Oysa bu kendilerine “aydın” denilen isimlerin daha önce de benzer hatalar yaptığını gördük. Aslında bunlar silsile hâlinde stratejik hata yapıyorlar. Önce Ekmeleddin İhsanoğlu’nu desteklediler. Dediler ki, “Buna oy vermeliyiz.” Sonra “Bu hataymış.” dediler. Ardından Kemal Kılıçdaroğlu’nu desteklediler. Sonra yine “Bu da hataymış.” dediler. Şimdi de “Özgür Özel’i desteklemeliyiz.” diyorlar. Yarın yine “Bu da hataymış.” diyecekler. Israrla hatalarından ders çıkarmıyorlar. Siyasetin S’sini bilmiyorlar ama siyasete ayar vermeye çalışıyorlar. Bana göre bu, topluma yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir.Ben size bu durumu biraz daha farklı şekilde anlatmak istiyorum. Biraz makarayı geri saralım.

Kemal Kılıçdaroğlu seçimleri kaybetti ve parti içerisinde ciddi bir tepki ortaya çıktı. Ardından “Kurultaya gidelim, seçim yapalım.” denildi. Daha sonra mahkemelik olan o kurultay yapıldı ve kendilerine “değişimci” diyen grup seçimi kazandı. Bu grup daha sonra, “Biz artık prangalarımızdan kurtulduk. Bundan sonra iktidar olacağız.” dedi. O günlerde Cumhurbaşkanı adayının kim olacağı konuşulurken herkesin aklına doğal olarak Ekrem İmamoğlu geliyordu. O gün biri çıkıp da “Özgür Özel aslında kendisini Cumhurbaşkanı adayı yapmak istiyor.” deseydi ne olurdu? Mesela ben bunu söyledim, yazdım. Bana verilen cevap şuydu: “Özgür Özel’in öyle bir derdi yok. Anketler gösteriyor ki Ekrem İmamoğlu aday olacak. Bir kere Kemal Kılıçdaroğlu hatasını yaptık. Bu saatten sonra Ekrem İmamoğlu’ndan başkasının aday olma ihtimali yok. O olmazsa da Mansur Yavaş var. Özgür Özel’e gelene kadar çok isim var.” Ben ise yine iddiamın arkasında durdum.

Sonra ne oldu? Seçime yıllar varken Ekrem İmamoğlu apar topar Cumhurbaşkanı adayı ilan edildi. Oysa yıllardır cumhurbaşkanı adayını erken açıklarsanız yıpratırlar düşüncesi hakim değil miydi? Buna rağmen bu karar alındı. Sonrasında diplomasının iptal edilmesiyle birlikte Ekrem İmamoğlu’nun önü kesildi. Böylece Özgür Özel’in önünde önemli bir engel ortadan kalkmış oldu.

Fakat geriye bir engel daha kalmıştı, o da Mansur Yavaş. Çünkü Ekrem İmamoğlu olmazsa Mansur Yavaş olsun diyen ciddi bir taban vardı. Ayrıca farklı partilerin de desteği Mansur Yavaş’ta birleşiyordu. İşte tam bu noktada şaibeli kurultayın iptal edilmesi ve Kemal Kılıçdaroğlu’nun geri dönmesiyle birlikte Özgür Özel’in CHP içerisinden Cumhurbaşkanı adayı olma ihtimali de ortadan kalktı.

Bu durumda geriye tek seçenek kalıyordu. O da YENİ bir PARTİ kurmak ve kendi adaylığını ilan etmek. Üstelik bunu da mağduriyet söylemi üzerine inşa ederek yapmak. “Ben mağdur edildim.” diyerek kendi adaylığının önünü açmış oldu. Hakkını verelim, güzel pr yaptı. Peki bugün yeni partinin adayı Ekrem İmamoğlu olabilir mi? Olamaz. Mansur Yavaş olabilir mi? Olamaz. CHP bünyesindeki başka bir isim olabilir mi? O da olamaz. O hâlde yeni partinin doğal Cumhurbaşkanı adayı, partinin genel başkanı olan Özgür Özel olacaktır. Yani iki yıl önce ihtimal verilmeyen bir senaryo, bugün adım adım gerçekleşmiş oldu.

Yine tahminlerinde sürekli hata yapan, öngörüleri bir kez bile tutmayan ama buna rağmen sürekli siyasi öngörülerde bulunan aynı çevreler, şimdi de “Mansur Yavaş da gelir, Ekrem İmamoğlu da gelir, herkes bu yeni partiye katılır.” diyorlar. Halbuki, böyle bir şey olmayacak. Siyaseti okuyamıyorlar. Türk aydınının bu kadar kör olmasına ben çok üzülüyorum.

Bugün “Ben CHP’de kalacağım.” diyen herkesi hain ilan ediyorlar, iş birlikçi ilan ediyorlar. Bu söylem size tanıdık gelmiyor mu? Gelmeli. Aslında bu yeni partiye en fazla kızması gereken isimlerden biri Ekrem İmamoğlu olmalıydı. Çünkü bu süreç, onun da önünü kapattı. Bugün Kemal Kılıçdaroğlu liderliğindeki CHP’de Ekrem İmamoğlu’nun Cumhurbaşkanı adayı olabileceğini de düşünmüyorum. Peki o zaman Ekrem İmamoğlu ne yapacak?

Normal şartlarda diploma meselesi nedeniyle zaten aday olamıyor. Diyelim ki bir şekilde bu sorun çözüldü ve aday olmasının önü açıldı. Sonra ne olacak? CHP aday göstermezse bu kez kendi partisini kuracak. Bu söylediğim olmayacak mı? Olacak.  Şimdiden söylüyorum. Beni yalanlasınlar. Sonra yine benim söylediğim harfiyen yaşansın. Yıllardır yaşadığımız süreç bu değil mi?

Her önü kesilen siyasetçi yeni parti kuracaksa, bu artık yeni sistemin olağan bir refleksi hâline gelmiş demektir. Peki size şu soruyu soruyorum; İktidar gerçekten böyle bir ihtimal görürse, Ekrem İmamoğlu’nun adaylığının önünü açar mı? Bence açabilir.

Mahkeme kararının değişmesiyle diploması geri verilirse ne olacak? CHP onu aday göstermeyecek. Yeni partiye de gidemeyecek. Çünkü orada Cumhurbaşkanı adayı Özgür Özel olacak. Bu durumda geriye yine yeni bir parti kurmak kalacak.

Böyle bir tabloda bir tarafta Tayyip Erdoğan, bir tarafta Özgür Özel, diğer tarafta Ekrem İmamoğlu olacak. Peki eksik olan kim? Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayı. Belki o da Mansur Yavaş olur. Düşünsenize; Mansur Yavaş’ın aday olduğu, İYİ Parti ve Zafer Partisi’nin destek verdiği bir ittifak oluşuyor. Böylece dördüncü aday da ortaya çıkmış oluyor. Bu çok büyük bir ihtimal gerçekleşecek.

Bitti mi? Bitmedi. Şimdi yeni bir parti daha kuruluyor. O konuda da Selahattin Demirtaş’ın siyasi yasağının kaldırılması, yeni bir partinin başına geçmesi gibi senaryolar konuşuluyor. Partinin ismini de Demokratik Cumhuriyet Partisi koyarlar. Böyle bir durumda beşinci aday da ortaya çıkmış olacak.

Nasıl? Kadro oldukça kalabalık değil mi? Aslında tam da muhalefetin herkesi birleşebileceği bir dönemde, muhalefetin nasıl parçalandığını görüyoruz. “Ne yaparız da bunları birbirine düşürürüz?” sorusunun cevabı adeta sahada uygulanıyor. Bugün muhalefet parçalanmış durumda ve bunu kendi elleriyle yaptılar. Şaka gibi.

Ortaya çıkan yeni partiye baktığımızda ise kendilerine “yenilikçi” diyen bir kadro görüyoruz. Fakat söylemleri eski CHP yönetiminden farklı değil. Eleştirdiğimiz ne varsa, aynı hataları onlar da yapıyor. Aynı yerlere selam veriyor, aynı anlayışı sürdürüyorlar. O zaman mesele aslında çok daha basit olabilir. Cumhuriyet Halk Partisi’ne yerleşen bir guguk kuşu zamanla büyüdü ve sonunda partiyi kendi içerisinde parçaladı. Diğer tarafta Kemal Kılıçdaroğlu da Cumhuriyet Halk Partisi’nin içini boşalttı, partiyi Atatürk’ten ve kurucu değerlerden uzaklaştırdı.

Ortaya çıkan tablo bu. İktidar bundan daha fazlasını isteyebilir miydi? Bence hayır. Her şey onların istediği gibi gerçekleşti. O hâlde geçmiş olsun.

BERK ŞİMŞEK
25.07.2026

Berk Şimşek

Berk Şimşek'in resmi web sitesi. Bu web sitesinde Berk Şimşek'e ait özgeçmiş, siyasi faaliyetler, çeşitli konularda fikir yazıları ve videolar bulacaksınız.